LABORATUAR

LABORATUAR

HEMOTOLOJİK TESTLER

Laboratuar ünitemizde IDEXX QBC Hemogram Cihazı kullanılmaktadır. Bu cihaz ile dostlarınızın 
tam kan sayımı kısa sürede yapılmaktadır. Kan hastalıkları ve enfeksiyon tablosu, Check-Up, 
anestezi öncesi ve acil vakalarda tam kan sayımı teşhisi kesinleştirip tedaviyi yönlendirmede 
büyük önem taşımaktadır.











IDEXX VetAutoread™ Hematology Analyzer Ölçülen Parametreler
Hematokrit
Hemoglobin
MCHC
WBC
Total Granülosit
Eozinofil
Nötrofil 
Total Lenfosit/Monosit
Platelet
Retikülosit   BİYOKİMYASAL TESTLER Ünitemizde biyokimyasal testler için IDEXX Vet Test 8008 cihazı kullanılmaktadır. Kan serumu ya da plazma ile çalışan bu cihaz ile kısa sürede güvenilir sonuçlar elde edilmektedir. Karaciğer, böbrek, kalp gibi organlara spesifik parametrelerin yanı sıra gastro-intestinal sistem, endokrin( hormonal ) sistem, kas ve iskelet sistemi ve lipit metabolizmasına özgü parametrelere bakılarak organ ve sistemlerin işleyişi ve durumu hakkında bilgi edinilmektedir. Bu sonuçlara göre gerekli görülen tedavi kliniğimizde yapılmaktadır.
VetTest® Chemistry Analyzer Ölçülen Parametreler ALKP CK LIPA   ALT CREA Mg AMYL GGT NH3 AST GLOB* PHOS BUN GLU TBIL Ca LAC TP ALB CHOL LDH UPRO URIC TRIG UCREA UPC       DERİ MUAYENESİ Deri hastalıkları en sık karşılaşılan ve çözümlenmesi en zor olgular arasında yer almaktadır. Çok çeşitli nedenleri olan deri problemleri, benzer belirtiler gösterdiğinden dolayı karıştırılma ihtimalleri yüksektir. Bunu engelleyebilmek için tecrübe kadar laboratuar testlerinden yardım almak gereklidir. Deri kazıntıları ve alınan numunelerin mikroskobik muayenesi ile mantar ve bakteriyolojik ekimler ve deri biyopsilerinin patolojik incelemesi büyük önem taşımaktadır. 
Wood Lambası derinin mantar yönünden muayenesinde bize yardımcı olmaktadır. GÖZ MUAYENESİ Kornea kuruluk testi, Schrimer testi, Horesein testi, göz tansiyonu ölçümü, fundus muayenesi. KAN GAZLARI Laboratuar ünitemizde bulunan IDEXX Vet Stat cihazı ile köpek ve kedilerin elektrolit ve kan gazları 
kısa sürede ayrıntılı biçimde belirlenmektedir. Bu sayede acil ve yoğun bakım gerektiren ve yaşlı 
hastaların gerek anestezi öncesi risk düzeyi gerekse uygulanacak damar içi sıvı tedavisinin tüm 
ihtiyaçları ayrıntılı şekilde tespit edilmektedir.
VetStat® Electrolyte and Blood Gas Analyzer Ölçülen Parametreler
Na
K
Cl
Ca
pH
PCO2
PO2
tHB
SO2
Glucose
tCO2
HCO3
Anion gap DIŞKI TAHLİLİ Gaita muayenesi; direkt, fluatasyon ve sedimentasyon yöntemleriyle mikroskobik olarak yapılmaktadır. 
Dışkı muayenesi, beslenme problemlerinin yanı sıra gastro-intestinal sistem ve bu sisteme bağlı organlarda oluşabilecek olası problemlerin teşhisi konusunda yardımcı olmaktadır. Gaitada kan olup olmadığı, sindirilmemiş gıda varlığı, sulu veya katı oluşu ve yağ oranı bakılan genel değerlendirme parametreleridir.( Ancak asıl önemli olan dışkı muayenesinde barsak parazitlerinin var olup olmadığının tespitidir. Çünkü barsak parazitleri; köpek ve kedilerin gelişimlerini kusma, ishal, iştah değişimleriyle olumsuz etkiledikleri gibi vücut dirençlerini düşürerek yani bağışıklık sistemini bozarak birçok hastalığa yakalanmalarını kolaylaştırır. Köpek ve kediler arasındaki bulaşma çok hızlı ve yaygındır.
Aynı zamanda insan sağlığı açısından paraziter hastalıklar ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Çünkü barsak parazitozları tüm dünyada enfeksiyon hastalıkları içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan paraziter hastalıklar, yetişkinlerin yanı sıra özellikle çocuklar açısından daha ciddi problemlere sebep olabilmektedir.
Veteriner sağlık hizmeti içerisinde koruyucu hekimlik alanında paraziter mücadele ve yapılan uygulamalar yukarıda sıralanan sebeplerden dolayı büyük önem taşımaktadır. İDRAR TAHLİLİ Kliniğimizde IDEXX Veteriner Otomatik İdrar Tahlil Cihazı kullanılmaktadır. Reflektans fotometri yöntemi kullanılarak idrarda; özgül ağırlık, lökosit, nitrit, pH, protein, glukoz, ketojenik madde, ürobilinojen, bilirubin ve kan tespiti kısa sürede yapılmaktadır. Ayrıca santrifüje edilmiş idrarda eritrosit-lökosit kan hücreleri, hyalin silindirleri hücresel döküntüler, calsium oxalat, struvite-cystine kristalleri vb. açısından sediment mikroskobik muayene yapılarak çalışılmaktadır. IDEXX VetLab® UA™ Analyzer   Ölçülen Parametreler
Lökosit
Nitrat
Protein
Glukoz
Keton
Urobilinojen
Bilirubin
Hemoglobin   SPESİFİK HASTALIK TESTLERİ Genellikle viral kökenli olan bu hastalıkların teşhisi için test kitleri kullanılmaktadır.

Yukarıda açıklanmış olan durumların dışında ayrıca; - Hormonlar (Kortizol, Östrodiol ?), Tiroid Hormonları (T3,T4,TSH)
- Kan, idrar,irin, yara,göz-kulak-burun ve genital bölgelerden alınan örneklerden bakteri izolasyonu, identifikasyonu, kültür ve antibiyogram tetkikleri
- Doku, organ,deri punch biyopsileri, organ ve doku ameliyat materyalleri, vücut sıvıları, aspirasyon numunelerinin patolojik incelemeleri anlaşmalı özel laboratuarlarda yapılmaktadır. Canine Distemper / Köpek Gençlik Hastalığı Köpek gençlik hastalığı yüksek ateşle seyreden çok bulaşıcı bir hastalıktır.Özellikle 3-12 aylık köpek yavrularında görülür.Hastalığın değişik formları vardır.Mide,bağırsak formu,solunum formu,deri formu,sinirsel form bunlardandır.Bu formlar tek tek başlayıp birbirini izlediği gibi sadece bir formda görülür. BULAŞMA Virus solunum yolu başta olmak üzere dışkı,kusmuk,göz ve burun akıntısı,bunlarla kontamine materyal veya direkt temas ile bulaşmaktadır.Hastalığın 10-15 gün inkübasyon(kuluçka)süresi vardır.Hastalık etkenini almış köpekte belirtileri 10-15 gün sonrasında görmeye başlanır. BELİRTİLER Mide-Bağırsak formu;şiddetli kusma,ishal ve iştahsızlıkla seyreder. Akciğer formu;kuru bir öksürük artarak yaş forma döner ve sarı,koyu kıvamlı burun akıntısı, Göz formu;gözde sarı yeşil akıntı, Sinirsel form;vücudun değişik kaslarında seyirmeler,kısmi veya genel felç,dönme hareketi,epilepsi nöbetleriyle karakterizedir. Bu belirtilerin yanında yüksek ateş,halsizlik,iştahsızlık gibi genel hastalık belirtileri de gözlenir. TEDAVİ VE KORUNMA Ölümcül bir hastalıktır.Tedavi olan köpeklerde de kalıcı hasarlar oluşabilmektedir.Yürüyüşte zorlanma,tikler görülen en sık hasarlardandır. Hastalıkta korunma aşı ile sağlanmaktadır.6-8 haftalık yavrulara aşı yapılabilmektedir.3-4 hafta sonra tekrar dozu uygulanır ve sonrasında senede bir yapılacak olan aşılamalar ile hastalığa karşı bağışıklık sağlamaktadır. Canine Parvoviral Enterit / Köpek Kanlı İshal Hastalığı Parvoviral enterit bir diğer adıyla kanlı ishal köpeklerde sık görülen çok bulaşıcı olan şiddetli kanlı ishal ile karakterize viral bir hastalıktır.Köpeklerde hastalığı meydana getiren etken Canine Parvo virus Tip 1 ve Canine Parvo virus Tip 2 dir.Her yaştaki hayvan yakalanabildiği ancak özellikle bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması gelişmemiş yavru köpeklerde hastalığın görülme sıklığı yüksektir. BULAŞMA Hastalığı meydana getiren virus cansız materyaller üzerinde canlılığını uzun süre korur. Dolayısıyla mama kabı , tuvaletini yaptığı dış iç mekanlar , kıyafetler , yatak , taşıma kabı gibi yerlerde virus canlılığını 5 ay devam ettirebilmektedir.Bulaşık materyaller ile temas halinde bulunan köpekler sindirim veya solunum yolu ile etkeni alırlar. BELİRTİLER İlk belirtiler halsizlik , yeme içme isteğinde azalma , kusma ve ishaldir.İlerleyen zamanda ishal kötü kokulu ve kanlı bir hal alır.Yüksek ateş , şiddetli kusma ve şiddetli kanlı ishal ile vücutta çok yüksek oranda sıvı kaybı şekillenir.Özellikle yavru köpeklerde bu sıvı kaybı kısa sürede ölümle sonuçlanmaktadır. TEDAVİ VE KORUNMA Hastalığın net bir tedavi şekli olmamakla birlikte yapılacak olan sıvı ve mineral takviyesiyle sıvı kaybı ortadan kaldırılmaya çalışılır.İkincil enfeksiyonları önlemek amaçlı geniş spektrumlu antibiyotikler kullanılır.Veteriner hekim tarafından uygulanacak destek tedavi ile hasta iyileştirilmeye çalışılır. Hastalıktan korunmanın yolu aşılamadır.yavru köpekler 6 - 8 haftalıkken aşılanmaya başlanmalıdır.Aşıları tamamlanmamış yavrular dışarıda gezdirilmemelidir.Aşısız köpekler asla başka köpeklerle bir arada bulundurulmamalıdır.Mama , su kabı ve bulundukları ortamın hijyenine dikkat edilmelidir. Yeni alınan yavrular mutlaka veteriner hekim tarafından muayene edilmeli dikkat ve özenle bakılıp beslenilmelidir. FIP (Feline Infectious Peritonitis) Kedilerde corona virusların oluşturduğu kompleks seyir izleyen viral bir infeksiyondur.Hastalığın kuluçka süresi 2-6 hafta arasındadır. BULAŞMA Kedilerin gaitası ile (oral-fekal) ya da ağzıyla (oral-oral) temas sonucu bulaşır.Kedinin yaşadığı ortamdaki stres,ortamın yeterince temiz olmaması ve doğal olmayan yemek ve yaşam tarzı kedilerin bu hastalığı kapmalarında etkendir. BELİRTİLER Hastalığın "ıslak" ve "kuru" olmak üzere iki formu vardır.Islak formunda ;kronik kilo kaybı,depresyon,dalgalı ateş,karın veya göğüs boşluğunda sıvıyla beraber abdominal genişleme mevcuttur.Kuru formunda;kompleks bir klinik tablo ve sıvının yokluğu tanıyı zorlaştırır.Bu formda lezyonun yerleştiği bölgeye göre en sık karın boşluğu,karaciğer,mezenterial lenf yumrusu,dalak ve merkezi sinir sisteminde rastlanır. TEŞHİS Hastalık semptomlarının yanı sıra FIP teşhisini desteklemek amacıyla bir dizi test yapılması gerekir.Bu amaçla elisa yöntemiyle çalışan spesifik FIP test kiti kullanlılr.Kesin olmamakla beraber bu testle hastalık teşhis edilir.Çünkü ve ne yazık ki kesin teşhis otopsi ile mümkündür. TEDAVİ FIP olgularında spesifik tedavi yoktur.Ancak hastalığa yakalanan kedilerin ömürlerini uzatabilmek,hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilmek ve hastalığın yarattığı yıkımın kediye verdiği rahatsızlığı azaltabilmek için birtakım ilaçlar kullanılır.Bu amaçla bağışıklık sistemi güçlendirici ajanlar ve sekonder enfeksiyonlara karşı antibiyotik kullanılır. KORUNMA Stres; kedinizin stres düzeyini azaltmalısınız. Evde onu strese sokan faktörleri gözden geçirin. Kedilerin stres düzeyinin azaltılmasında masaj, tüy tarama, oyun, egzersiz ve dinlendirici müzik oldukça faydalı desteklerdir. Beslenme; kedinizi zengin içerikli,protein kaynağı kaliteli mamalarla beslenmelidir. Temizlik; kedinin yaşadığı ortamlar,yemek kapları ve özellikle kedi kum havuzu yeterince temiz olmalıdır. FIV (Feline Immunodeficiency Virus) / Kedi AIDS Hastalığı FIV retrovirus gurubundan bir lentivirustur. Kedilerde bağışıklık mekanizmasını baskılayarak  öldürücü bir hastalık oluşturmaktadır. Hastalık bu yönüyle “Kedi AIDS’i” ya da “kedilerin edinsel bağışıklık yetmezliği” olarak da adlandırılır. FIV sadece kedilerde AIDS’e neden olur; yani insanlarda hastalık yapma olasılığı yoktur. BULAŞMA FIV yoğun olarak vücut sıvılarında bulunur. Salya ile etrafa yayılır ve ısırık yarası ile bulaşır. Bu nedenle virüs, en çok kavga veya çiftleşmelerin etkisiyle kediler arasında yayılma olanağı bulur. Erkek kedilerde hastalığın görülme oranı dişilere oranla 2 kat fazladır. FIV’in yavrulara uterusta bulaşması ya da sütle bulaşması nadirdir. KLİNİK BELİRTİLER Kedilerde FIV enfeksiyonu üç evrelidir. Bunlar; Akut, latent (gizli) ve kronik faz evreleridir.

  • Akut faz birkaç gün sürebilir. Ateş, ishal,  lenfadenopati (lenf yumrularının şişmesi) ve sepsis  gibi genel semptomlar görülür.
  • Latent  faz, süresi değişken en önemli safhadır. Bu dönemde hayvan semptom göstermeden virus saçtığı için diğer kediler için çok tehlikelidir.
  • Kronik faz 1-6 ay arası sürebilir. Bu evrede kedi immun yetersizlik nedeniyle enfeksiyonlara karşı son derece savunmasızdır. Hemen hemen vücudun tüm sistemleri etkilenir. Solunum sistemi enfeksiyonları, dermatitis, kusma, ishal, kilo kaybı, ateş, neoplazi, sinir sistemine ait bulgular, göze ait problemler, böbrek hastalıkları görülür.  Kronik stomatitis ve gingivitis en sık rastlanılan bulgulardır.

TEŞHİS Hastalık sırasında görülen belirtiler teşhis için yeterli değildir. Kanda FIV antikorlarının saptanması gereklidir   ELISA, WA veya IFA yöntemleri ile serolojik olarak tanı konur. SAĞALTIM ve KORUNMA Hastalığın kesin bir tedavisi olmamakla birlikte hasta hayvanlara yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirmek, bağışıklık sistemlerini güçlendirmek ve ikincil enfeksiyonlara karşı korumak amacıyla destek tedavi uygulanır. Anti viral ilaçlarla yapılan tedavi virüs çoğalmasını azaltmak ve hayvana biraz daha uzun ve kaliteli bir yaşam sağlamaya yöneliktir.
Sağlıklı kedilerinizi ise uygun aşılama programıyla hastalıktan uzak tutabilmektesiniz. FeLV(Feline Leukemia Virüs) / Kedi Lösemi Hastalığı Feline leukemia virus bir retrovirustur.Feline Leukemia Virus ve Human Immunodeficiency Virus (HIV, AIDS virus ) ile aynı familyadandır.Retroviruslar tür spesifiktir.Yani FeLV virusu sadece kedilerde hastalık yapar , köpek gibifarklı hayvan türlerinde ve insanlarda hastalık görülmemektir.FeLV virusun şu ana kadar 3 türü saptanmıştır.FeLV - A , FeLV-B ve FeLV-C olarak adlandırılan bu üç tip kedide hastalık yapmaktadır. Bağışıklık sistemine direkt etkisi bulunan virus hastanın vücut direnci iyi değilse ölümcül olabilmektedir. Bununla beraber bazı kediler virusa karşı bağışıklık geliştirerek taşıyıcı rol oynamaktadırlar. BULAŞMA; Kediler arasında bulaşma kolaydır. Salya , gözyaşı gibi vücut sıvılarında bulunan virus bir arada yaşayan kediler arasında , birbirlerini yalarken , aynı mama ve tuvalet kabını kullanırken , kavga esnasında ısırık yaralarıyla da bulaşabilmektedir.Ayrıca kan nakli ile de bulaşma söz konusudur. Virusun bulaştığı her kedide enfeksiyon görülmeyebilir.Virusa maruz kalan kedide oluşabilecek muhtemel senaryolar;

  • Kedilerin yaklaşık %30'u enfeksiyona karşı koyar ve virusu yener.Bu kediler bir süre içinde FeLV'e karşı bağışıklık kazanabilir.
  • Kedilerin yaklaşık %30'u taşıyıcı rol oynamaktadır.Salyayla hastalığı şaçar.
  • Kedi enfekte olur.Vücut direncine bağlı olarak bir süre içinde hayatını kaybeder.

BELİRTİLER; Lenf yumrularında şişlikler , iç organ ve lenf bezlerinde tümörler , sindirim sistemi tümörleri , bağırsaklarda tıkanıklıklar , zayıflama , iştahsızlık , halsizlik , değişken vücut ısısı , üremi , anemi , mukozalarda solgunluk,bağışıklık sistemini baskılayan virusun etkisiyle her türlü enfeksiyona yakalanma ve iyileşememe , sindirim sistemindeki dejeneratif bozukluklara bağlı kanlı kronik ishal ve son aşamada da sinirsel bozukluklar görülmektedir. TEŞHİS; Hastalığın kesin teşhisi kan örneklerinden ELISA testi yapılarak konulmaktadır. TEDAVİ VE KORUNMA; Hastalığın kesin bir tedavisi olmamakla birlikte hasta hayvanlara yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirmek , bağışıklık sistemlerini güçlendirmek ve ikincil enfeksiyonlara karşı korumak amacıyla destek tedavi uygulanır.FeLV pozitif kedilerin uygun bakım , beslenme ve stresten uzak bir bakımla yaşam süreleri uzamaktadır. Sağlıklı kedilerimizi ise uygun aşılama programıyla hastalıktan uzak tutabilmektesiniz.Yavru kedilerde 9- 10 haftalık olduklarında ilk aşılama yapılabilir.İlk aşılamadan 3-4 hafta sonra ikinci doz aşılama yapılır.Sonraki tekrarları ise senede bir kez yapılarak etkili bağışıklık sağlanabilmektedir. HW (Heartworm) / Köpeklerde Kalp Kurdu Hastalığı Köpeklerde Kalp Kurdu Hastalığı HW (Heartworm)             Hastalığa neden olan parazit Dirofilaria immitis’dir. Parazitin larva formu kanda, ergin formu ise kalp’de yaşar. 3–15 yaşlı, dişi, dışarıda yaşayan köpekler predispozedir. Ülkemizde pek sık görülen bir hastalık değildir. Bizim için önemi yurtdışından gelen köpekler veya kedilerle ülkemize taşınmasıdır. German Shephard, Englısh Pointer, Golden Retriever, Boxer duyarlı ırklardır. BULAŞMA             Etken sivrisinekler tarafından taşınır. Hastalığı taşıyan sivrisinekler, köpeğinizi ısırdıkları anda, dirofilaria isimli parazitin larvalarını kas ve deri altı dokulara boşaltırlar Bu larvalar yaklaşık 4-5 hafta sonra kan dolaşımına girerler 3-4 ay sonunda da kalbe ulaşırlar ve gelişimlerini burada tamamlarlar 3-4 ay içinde yumurtlamaya başlarlar ve bu yumurtalardan oluşan larvalar tekrar kan dolaşımına katılırBu paraziti taşıyan köpekleri ısıran sivrisinekler kandaki larvaları alır, kan emme esnasında bu paraziti taşımayan köpeklere naklederler. Parazitin yaşam döngüsü bu şekilde devam eder, fakat döngü uzun sürdüğü için semptomlar çok uzun süreler, hatta yıllar sonunda ortaya çıkar. KLİNİK BULGULAR             Çoğu köpekte asemptomatik seyreder. Kuru öksürük, dispne (solunum güçlüğü), ekserzise dayanıksızlık, patalojik uyku hali ve çabuk yorulma, kilo kaybı ve ince kas yapısı,
İştahsızlık, sağ ventriküler dilasyon, hipertrofi, sağ kalp yetmezliği belirtileri; karaciğerde büyüme, asites (karın boşluğunda sıvı toplanması ) gözlenir. İlerlemiş durumlarda ise depresyon hali, sarılık, bayılma nöbetleri ve taşikardi (kalp atım sayısının artışı ) ortaya çıkar TEDAVİ ve KORUNMA Knott testi, immunodiagnostik testler (ELISA) ile kesin tanı konur. Teşhiste EKG’den de faydalanmaktadır. Sendrom oluşan sisteme yönelik sağaltım uygulanır. Tedavi, kalpte ergin parazitler oluşmadan önce yani kanda larvaların bulunduğu dönemde kullanılmasıyla mümkün olmaktadır  Semptomlardan herhangi birini gördüğünüzde, ihmal etmeden Veteriner Hekiminize danışmalı, gereken tetkik ve tedavileri uygulamakta vakit geçirmemelisiniz
                Ehrlichiosis / Köpeklerde Ehrlichia Hastalığı Köpeklerde Ehrlichia Hastalığı  / Ehrlichiosis Ehrlichiosis köpek ve insanlara keneler ile bulaşan ve kanın şekilli elementlerinin azalmasıyla karekterize riketsiyal bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Hastalığın etkeni Erlichia Canis adı verilen bir parazittir. Kanın yapısını bozarak, sistemik etki yapmak suretiyle tüm vücuda yayılarak zarar veren zoonoz bir hastalıktır.
BULAŞMA Hastalık Rhipicephalus sanguineus adı verilen kahverengi kenelerle vektörel olarak yayılmaktadır. Enfekte kenenin salyasıyla ya da enfekte köpeklerden kan nakli yoluyla bulaşmanın gerçekleştiği bilinmektedir. Ilık tropikal iklimlerde hastalık yaygındır. KLİNİK BULGULAR Akut Devre; 8-20 günlük inkübasyon periyodunu takiben enfekte köpeklerde ateş, anoreksi (iştahsızlık), lenfadenopati, burun ve göz akıntısı, dispne (solunum güçlüğü) gözlemlenir. Bu dönemde çoğu köpek 7–10 gün içinde kendiliğinden iyileşebilir, bazılarında da 1-6 ay sonra tekrar enfeksiyon şekillenir.
Subklinik Devre; bu dönemde herhangi bir klinik bulgu gözlemlenmez.
Kronik Devre; kilo kaybı, iştahsızlık, mukoz membranlarda solgunluk, depresyon, retina, abdomen derisi ve birçok organda kanamalar, burun kanaması, pneumoni, böbrek hastalıkları, reprodükti sistem hastalıkları, artritis, meningoensefalitis gibi klinik belirtiler gözlemlenir. TANI Hastalığın teşhisinde mikroskobik, serolojik ve biyokimyasal yöntemlerden faydalanılır. Hastalıkta çeşitli biyokimyasal değişiklikler olmasına karşın kesin teşhis için yeterli değildir.  Serolojik testlerden IFA, ELİSA ve WESTERN yöntemleri kullanılmasına rağmen IFAT teşhis için daha sağlıklı sonuçlar vermektedir. TEDAVİ Tedavide değişik gruptaki antibiyotikler erken tanının konmasından sonra kullanıldığında etkili olmuştur. Kronik dönemde ise tedavi süresi uzun olmasına rağmen kullanılan antibiyotiklerin etkili olduğu görülmüştür Köpeklerde Lyme Hastalığı Hastalık etkeni Borrrelia burgdorferi'dir. Hastalık genelde bu etkeni taşıyan ixodes cinsi kenelerin ısırığı ile bulaşır. Hastalığın en çok görüldüğü zamanlar mayıs ve kasım aylarıdır. Bu nedenle bu aylarda kene mücadelesi çok önemlidir. Lyme zoonoz bir hastalıktır, bu sebeple etkenin insanlara geçebileceği fikri her zaman göz önünde bulundurulmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır. İnsanlarda ve köpeklerde eklem, deri lezyonları ve diğer organ bozukluklarına neden olur. İnsanlarda Lyme Hastalığı
Hastalık insanlarda 2 farklı formda görülür. Bunlar Erken Lyme Hastalığı ve Geç Lyme hastalığıdır. Erken Lyme Hastalığı, enfekte kene tarafından ısırıldıktan sonra 3-60 gün içinde yorgunluk, ürperme, ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, şişmiş lenf yumruları, Bull's eye (erythema migrans) daire şeklinde deri kızarıklığı şeklindeki belirtilerle kendini gösterir..
Geç Lyme hastalığında ise enfekte kene tarafından ısırıldıktan 2. hafta ila 3. ay arasında ortaya çıkan dizlerde artrit, kalp çarpıntısı, körlük, sinir sistemi problemleri (uyuşukluk, ağrı, yüz felci, menenjit) ve son olarak ölümle seyreden bir hastalıktır. Köpeklerde Lyme Hastalığı
Bu hastalığa köpekler, insanlar ve kedilerden daha sık yakalanırlar. Dışarıda yaşayan köpeklerin evde bulunanlara göre bu etkene maruz kalma oranları fazladır. Özellikle ormanlık alanlarda yaşayan köpeklerin hastalık etkenini taşıyan kenelere maruz kalmaları daha sık gözlenir. Köpeğin kene tarafından ısırılması sonucunda, hiç bir hastalık belirtisi ortaya çıkmayabileceği gibi, ilk belirtiler bir kaç ay sonra da ortaya çıkabilir. Genelde hemen semptom görülmez, oluşan vakalarda görülen belirgin semptomlar; ateşin 40-41 santigrad dereceye çıkması, iştahsızlık, patolojik uyku hali, hareket etmekte isteksizlik, krizler, saldırganlık, kalp ve böbrek problemleri, topallık (genelde tek bir eklemde bazen de bir kaç eklemde) görülür. Eklemler şiş ve ağrılı bir hal alır.

Korunma
Hastalıktan korunabilmek için köpekleri kenelerin yoğun olabileceği ortamlardan uzak tutmak gerekir. Evcil hayvanlarımızı bu hastalığa karşı koruyacak aşı artık ülkemizde bulunmaktadır. Her yıl düzenli olarak 1 kez bu aşının uygulanması hastalığa karşı en iyi korunma yöntemidir. Bu hastalıkla mücadele edebilmek için köpekleri sık sık pire ve kene taramasından geçirip hekimin belirlediği tarihlerdeki aşı ve paraziter uygulama programları dikkate alınmalı ve gerekli uygulamalar yapılmalıdır. Leishmaniasis / Köpeklerde Leishmania Hastalığı Hastalık phlebotomus türü keneler, tatarcık ve kum pireleri gibi kan emen sinekler ile bulaşmaktadır. Kronik ve genellikle ölümcül seyreden leishmaniasis, insan, köpek ve rodentlerin protozoal bir hastalığıdır. Hastalığın insanlara geçen bir zoonoz hastalık olması sebebiyle önemi fazladır. 

Leishmaniasis, kutanöz (deri) ve viseral (organ) olmak üzere iki formda seyreder. Köpeklerde hastalığı meydana getiren etkenler daha çok L. Canis ve L. Tropica’ dır. Hastalık kan emen sineklerin vasıtasıyla taşınır. Köpeklerde inkubasyon periyodu aylar ya da yıllar sürebilir. 

Viseral leishmaniasis köpeklerde kronik kilo kaybı, iştahsızlık, periferal lenfadenopati, keratokonjuktivitis, kaslarda zayıflama ve güçsüzlük, aralıklı ateş ve anemi, hiperproteinemi hepatomegali ve splenomegali ile karakterize ilerleyici sistemik bir hastalıktır. Daha sonraları pıhtılaşma bozukluklarına bağlı olarak epistaksis, kronik renal bozukluklara, şiddetli ülserasyonlar gelişmesine ve nasal depigmentasyon oluşumuna neden olabilmektedir.

L. tropica ile infekte köpeklerde gözlenen kutanöz formda ise deride aylarca devam eden ağrılı ülser ve nodüller, pul pul dökülme, peri okuler alopesi ve kabuklarla karakterize dermatitis şeklinde lezyonlar görülür. Teşhis; anemnez, klinik muayene, indirekt immunofluresan testi ve etkenin kemik iliği, dalak, lenf yumrusu yada deri biyopsisinde görülmesiyle konur. 
Daha çok Viseral formu köpeklerde sık görülen bu paraziter hastalıkta tedavi süreci sıkıntılı ve zor olmasına rağmen zamanında müdahale ve uygun tedavi ile kurtarılan vakalar mevcuttur.  

Paylaş

Resim Galerisi: